Kedi Latince İsmi Nedir? Bir Kedinin Hikayesi
Kayseri’de, bir sabah evin penceresinden dışarıyı izlerken, karşımda minik bir kedinin garip hareketlerini izliyordum. O an hayatımda ne kadar büyük bir değişiklik olacağını bilmeden, sadece kediyi izlemekle yetiniyordum. Hayatımda böyle bir yeri olacağına, çok yakın bir zamanda hayatımın parçası olacağına dair hiçbir fikrim yoktu. Ama o an bir şeyler değişecekti. Bir kedinin Latince ismi “Felis catus” olsa da, bana onun adını hatırlatan şey kesinlikle o küçük çocuksu hareketleriydi. Çünkü kedilerin Latince ismi kadar, ruhları da bazen derin olur. “Felis catus” sadece bilimsel bir isimdi ama benim için bir kedinin kimliği, kalbinde sakladığı duygularla şekilleniyordu.
Bir Sabah Başlayan Hikaye
O günün sabahı, Kayseri’nin serin havasında, kahvemi içerken, evin önünde bir kedinin çaresizce miyavladığını duydum. Hemen penceremden dışarıya baktım. Küçük, tüyleri kararmış, tedirgin bir yavru kediydi. Aşağıya indim, cebimdeki parayı çıkardım ve ona doğru ilerledim. Korkakça geri çekildi, ama açtığım ellerimi görünce bir adım daha yaklaştı. O an, içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Hani derler ya, bir kedinin bakışları insana farklı gelir, işte o an o bakışları hissettim. Ne bir şaşkınlık, ne de bir korku vardı; sadece saf bir güven ve merak vardı. Anladım ki bu kedinin hayatta bir şeyi ya da birini aradığı kesin. Fakat o gün, o kediyi alıp eve götürme fikri benim aklımın ucundan bile geçmemişti. Çünkü daha önce hiç sahiplenmek düşüncesiyle bağ kurmamıştım.
Çünkü bir kediyi sahiplenmek, yalnızca ona yemek vermek ya da bir köşe yaratmakla bitmeyen bir sorumluluktu. Kafamda bir sürü soru vardı: “Bunu nasıl yapabilirim? Ben yeterince sorumluluk alabilecek bir insan mıyım?” O an, kedinin gözlerine bakarak, “Evet, alırım” diye düşündüm. Ama öyle derin ve içten bir şekilde düşündüm ki, sanki o kedinin bana ihtiyacı vardı ve ben ona kesinlikle ihtiyacı olan şeyi verebilirdim.
Bir Kedinin Gözlerinden Okunanlar
O kediyi evime getirdim. Başlangıçta o kadar korkuyordu ki, sanki bana bir yabancı gibi bakıyordu. Küçük bir sahipsizdi ve benden de korkuyordu. Zaman geçtikçe, evin içinde dolaşmaya başladı. Her odada, her köşede izlediğim, kaybolan bir hayali arayan minik bir ruh vardı. “Felis catus” dediğimizde, bu kelime bilimsel bir şey gibi duruyor ama ben o an bir kedinin her hareketini, her bakışını izleyerek, onun içinde bir şeyler keşfettim. O, bir kedinin sahip olabileceği bütün duyguları taşıyordu: Merak, korku, sevinç, huzur… Ve zamanla, o kedinin benim hayatımda ne kadar önemli bir yere sahip olacağına dair bir his doğdu içimde. İşte, bu yüzden kedinin Latince ismi olan “Felis catus” bile benim için o kadar basit, o kadar anlam yoksun bir şey gibi geldi ki. Kendi kökeni ve adını biliyor olabilir, ama ben onu sadece kalbimdeki yerinden tanıyordum. O, aslında sadece bir kediydi ama benim için her şeydi.
Kedinin Adı: Hayatın Anlamı
O kadar uzun bir süre geçmemişti ki, kedim evde bir köşe kaplamaya başladı. İlk zamanlar evin her yerine çişini yapıyordu, tuvalet eğitimi yoktu tabii. Geceleri hep miyavlıyordu, sürekli dikkatimi çekmeye çalışıyordu. Ama zamanla evin bir parçası haline geldi. Onunla her sabah uyandığımda, bir şeyleri fark ettim. İnsanların çoğu kedileri, “sadece bir ev arkadaşı” olarak görür. Ama bir kedinin kalbinde taşıdığı o huzur, içindeki o minik güven duygusu, bambaşka bir şeydi. Onun sayesinde hayatımda olan bir çok şeyi fark ettim. En büyük fark ise, bir kedinin latince ismi “Felis catus” bile olsa, içindeki o yaşam dürtüsü, hayatta sahip olduğumuz en büyük mirasımızdı. Kedim bana hem minnettarlığı, hem güveni, hem de gerçek sevgiyi öğretti. Çünkü o, sadece yemek arayan bir yaratık değildi, o, hayatın içindeki derin anlamları keşfetmeye çalışan bir kalpti.
O yüzden, kedinin bir Latince ismi olması bir yana, ben her zaman ona sadece “Beyaz” dedim. Çünkü onun tüyleri hep beyazdı, hem de kararmış ama içindeki ışığı yansıtan beyazlar. Bir kedinin adı, aslında onu tanımaya başladığınızda şekillenir. O ismi, sadece kendi dünyanızda bir anlamı olduğunda anlamlıdır. Onu kendi içimde tanıdım, anladım ve ona kendimce bir anlam yükledim. Bu yüzden, kedim için Latince ismi ne olursa olsun, bizim için anlamlı olan şey birbirimizi tanıdığımız o an ve o andan sonra yaşadığımız hayattır.
Kedim ve Ben: Bir Hikâye
Hayatımda, bazen, gerçekten de kedimle birlikte geçirdiğim anları düşündüm ve bu anlar hayatımı değiştirdi. Gerçekten bir kedi insanın hayatında nasıl büyük bir yer kaplayabilir? Ve hala kendime soruyorum: Bir kedinin ismi gerçekten “Felis catus” mu olmalı? Ya da biz ona bir anlam, bir hikâye yaratıp, o kediyi adeta bir dost, bir kardeş gibi kabul ettiğimizde, o ismin hiçbir önemi kalmaz mı? Bence kalmaz. Çünkü isimler, gerçek anlamını bizimle var oldukları sürece bulurlar.
İşte o zaman anladım ki, bir kedinin latince ismi ne olursa olsun, insanın hayatına kattığı şey, gerçekten çok daha büyük ve anlamlı. O yüzden Beyaz, benim kedim, sadece bir kediden fazlası. O, her şeyin en derin anlamını bende bulmuş bir dosttu. Ve bundan sonra, kediler, belki de tüm hayvanlar, bizim için sadece bilimsel tanımlarla değil, kalpteki yerleriyle tanımlanmalıydı.