Asalak Erkek Ne Demek?
Bir Anlık Duygu Patlaması
Kayseri’nin soğuk sokaklarından birinde, geceyi kucaklayacak kadar karanlık ama içimi ısıtacak kadar sıcak bir ortamda, aslında bir şeyin farkına varmıştım: Aşk sandığım şey, bir yanılsamadan başka bir şey değilmiş. İşin garibi, o yanılsamayı yaratan kişinin kim olduğunu o an daha net anlamıştım. Her şey, küçük bir sokakta yürürken aklımdan geçti, belki de farkına bile varmadan.
Biraz daha adımlarımı hızlandırdım. Her adımda biraz daha hayal kırıklığına sürüklendim. Ne de olsa, hep aynı şekilde düşündüm: Kimse hayatına başka birini sokup, o kişiyi gerçekten sevmeden bırakmaz, değil mi? Aslında işte tam da bu yüzden o soruyu soruyordum kendime: “Asalak erkek ne demek?”
Bir İlişkide Verilen Emek ve Karşılık
İlk başta, her şey çok güzeldi. O her sabah bulutları aralayarak güne başlama hali vardı ya, işte tam olarak o. O kadar güzel, o kadar saf bir şekilde sevgiyi hissettirdi ki. Birbirimize sarıldığımızda zamanın durduğunu düşündüm. Ama hayat, size her zaman istediğiniz şekilde bir ilişki sunmaz. Bir noktada, farklı bir gerçeklik çıkıyor karşınıza. Aslında, bu “gerçek” ile yüzleşmeye başlamanız da an meselesi. Gittikçe, her şey birbirini takip ederken, birden o soruyla karşılaştım: “Asalak erkek ne demek?”
Daha önce hiç düşünmemiştim bu kelimelerin anlamını. Ama hayat, bu kelimeleri ve duyguyu bir anda bana getirdi. Bir gün, o “saf” gibi görünen insanın, hayatımdaki her şeyi sorgulatmak için çok erken bir zamanda gelip gitmesi, bana büyük bir ders oldu. O zamanlar ona gerçekten değer vermiştim, ama sonra fark ettim ki bu kadar fazla şey vermeme rağmen, o hiç bir şey vermemişti. Hiçbir şey.
Bir Kalp, Bir Nehir, Bir Yalnızlık
Sokaklar boştu. Bir yanda Kayseri’nin eski taş binalarının yüksek gövdeleri, diğer yanda ise her köşe başında taze bir kahve kokusu… Ama içinde bir türlü dindirilemeyen bir yalnızlık vardı. O an, aslında ilişkilerde karşılıklı değerlerin ne kadar önemli olduğunu hissettim. Yalnızca almayı bilen, vermeyi bilmeyen bir insanın “erkek” olmakla ne kadar ilgisi olduğunu sorgulamaya başladım. Çünkü ben, başkalarına hayatımı açmak, onlara kalbimi sunmak istemişken, o sadece bunu kabul etmişti. Hiçbir şeyini sunmayan biri… İşte o zaman “asalak erkek” kelimelerinin anlamını daha iyi kavradım.
Bununla ilgili düşündükçe, aslında bunu çok daha derin bir anlamda algıladım: Kimse birini sevdiğini söyleyip, onu “sadece almak” için istemez. Çünkü bir ilişkinin temeli, sadece sahiplenmek değil; vermek, paylaşmak, birlikte büyümek ve birbirini anlamaktır. Fakat o anda, bana verilen tek şey, bir boşluk ve alıcı bir kalpten başka bir şey değildi. “Asalak erkek ne demek?” sorusunun cevabı o an, bir çığ gibi büyüyordu kafamda. Bir insanın sadece almakla yetindiği, karşılık veremediği bir ilişkiyi sürdürmeye çalışmak, insanın ruhunu yıpratıyordu. İnsanın, hayatında verdiği emeği, sevgiyi karşılık bulmadığı sürece bir değeri yoktu. Bu, içimi acıtan bir gerçekte.
Gerçekten Değişen Bir Şey Var mıydı?
Bazen, birinin seni gerçekten sevdiğini düşünmek istersin. Ama bir gün gözlerinin içine bakarsın ve o zaman anlarsın. Duygularının ne kadar gerçek olduğunu, karşındaki kişinin gerçekten seni görmek isteyip istemediğini hissedersin. O bakışlardaki o soğukluk, seni asla unutamayacağın bir şekilde sarar. Anladım ki, sevgi bir tek taraflı şey olamaz. Karşılıklı olmalıdır. Verilmeyen bir sevgi, insanı yavaşça içten içe tüketir.
Ve işte o an, tüm yaşadıklarımda bir ışık belirdi. Bu yalnızlık, bir daha asla tekrarlamam gereken bir şeydi. Kimseye bir şey borçlu değildim. O kadar çok şey verdim ki, hiçbir karşılık alamadım. Gerçekten de hayatımda bir değişim oluyordu. Duygusal olarak çöküşe uğramıştım, ama aynı zamanda kendimi yeniden inşa etmeye başladım. Artık kimseye daha fazla “kendimden” bir şey vermek zorunda hissetmeyecektim. Kimseyi, ona karşılık vermediği bir ilişkiye sokmayacaktım.
Sonuç: Kendimi Sevmek
Ve işte oradaydım: Her şeyin ne kadar boş olduğunu fark ettiğim bir an. “Asalak erkek” aslında, senin her zaman vermeye hazır olduğun, ama karşılık göremediğin kişiydi. Bu yazıda öğrendiğim en büyük ders, bir ilişkide en önemli şeyin karşılıklı sevgi ve çaba olduğunu kabullenmekti. Kendimi tekrar sevmek, yalnızca bana değerli olduğunu hatırlatmak demekti. Artık kimseye kendimi kanıtlamak zorunda değildim.
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, bu gece farklı bir geceydi. Kendi kalbimi yeniden buluyordum.